17.10.11

Uç Hadi!

Ölülerin ruhlarının yolunu şaşırdığı o karanlık ve sessiz uçurum. Bu uçuruma akın, çocuğun masumca kelebeğin peşinden gidişi ile başladı. Ebedi azap. Her nefes beraberinde boğucu umutsuzluğu taşıyor. Ana, babamla karşılaşsam ne derdi bu günahkar ağız? Dünyayı dolaşıp yığınla zenginliğe eş bilgi edinmişim. Kendi yolum dışında mutlak denge. Ve çözüm. Tek bir evrensel cevabı aramaya devam ediyorum. Sevinç.Yaşam sevinci. Hiç yok olmayacak kişinin daimi mutluluğu. Fakat kelebeğin o çarpık kanat çırpışları.. sonsuz gerçeklik okuna da can veriyor. Yaşamın ilkeleri, insan bilgiliği ile dalga geçiyor. Sonsuza dek eksikliklerimizi yüzümüze vuruyorlar. Hepsinin buhranları kendine, yine de sefalet durmak bilmiyor. Birbirlerini tüketen insanlar hastalıklara karşı koyamıyorlar ve ölüm çığlıkları ile kapanıyor gözleri. Elinde tuttuğun kelebeğin leşi solabilir, parçalanabilir ama yine de sahip olduğun kelebek kimilerinin sahip olabilmek için canını vereceği bir şey. Dikkat et! Yırtıcı kurtlar yine kanatlanıp gökyüzüne vardıkça parçalanacak hayaller. Güneşin durmak bilmeyen ışınları harika birer ışık hüzmeleri olacaklar. Dudaklarını kıvır ve gülümse. Şevkle aç kanatlarını! Uç hadi! Umutsuzluk Kelebeği!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder