10.8.11

O'ndan

Bütün hayatımız boyunca beklediğimiz ve nereden geleceğini bilmediğimiz huzuru arıyoruz ve tükenmez huzur arayışımız hayatta kalmamızı sağlıyor.Aslında yalan söylüyorum. Ben hiçbir şey aramıyorum ve beklemiyorum. Sadece duruyorum. Kaçanı da durduruyorum.''durun!'' diyorum, 'gitmenize gerek yok. Onlar size gelirler.'
Gerçekten de hikayenin sonuna geliyoruz ve çok yükseklerden düşeceğiz. Unutuyoruz. Hissetmiyoruz. İstemiyoruz. Yaptıklarımız, daha çok eski alışkanlıklar. Konuşmalarımız, elli kelimelik bir bulmaca. Çok fazla tanıdık hayatı. Şimdi kusma zamanı! Ama tükürdüğümüz pislik, yanında bizden bir parça da götürüyor.
Terk ettiklerimi dikiz aynalarında aramak artık acıtıyordu beni..
Ama birden farkettim ki ne ben, ne de başka birisi hiçbir yere ait değildi. Aidiyet bir kandırmacaydı küçük çocuklara anlatılan. Hiçbir yerde hiç kimse beklemiyordu beni.
Nasıl bu hale geldim? Nasıl bu kadar insanlıktan çıkabildim? Seyrettiğim filmlerdeki kahramanların gerçek olabileceklerine nasıl inandım? Romanların, tuvalette okumak için yazılmış olabileceklerini nasıl düşünemedim?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder